Ana içeriğe atla

Kayıtlar

62.Meclis, TEVHİD 1, Ey evlâd! İman yönünden zayıfladığını duyduğun an, nefsini sigaya çek,

  * Ey evlâd! İman yönünden zayıfladığını duyduğun an, nefsini sigaya çek. Onun iyiliğini bulmaya bak. İmanın tehlikede olduğu an, komşunu, akrabanı, beldeni ve iklimini bir yana at. Çünkü onlar seni kurtaramaz, iman kuvvetini bulunca da durma, ehline git. Halka koş, onlara doğruyu ve gerçeği anlat. Takva zırhına bürünmeden halka karışma. Ayrıca iman kalkanı ile de kalbini koru. Elinde daima tevhid kılıcı bulunsun. Yayında, duâ icabetine ait oklar hazır olmalı. Başarı kalesine gir. Kement atmayı, kaçmayı, dövmeyi, vurmayı öğren... Bundan sonra Allah düşmanlarına karşı çık. Bunları öğrendikten sonradır ki, her yerden sana yardım eli uzanır.  Bu yardım sayesinde halkı şeytandan alır, Hak kapısına götürürsün. Onlara cennet ehlinin yaptığı işleri tarif eder, cehennem ehline has işleri yapmaktan alıkoyarsın. Bu işleri yapman için nereden engel çıksın, çünkü her şeyi öğrendin. Cenneti tanıdın, cehennemi tanıdın, ayrıca onlara has işleri de anladın. Bu makama çıkanların kalbinden per...

62.Meclis, TEVHİD 1

   TEVHİD  Bu konuşma, cuma sabahı medresede yapıldı.  Konuşma tarihi: Hicrî, 546 Recep ayının sonu, (Milâdî 1151).  Bu sohbette; Tevhid nedir? Allah'ı nasıl birlemek gerekir?  Aziz ve Celil olan Allah kuluyla ne zaman övünür?  Halkı Allah'a ortak tanımaktan ve şirke düşme tehlikesinden nasıl kurtulunur?  Allah dostlarına tabi olmak, onlara hizmet etmek ne gibi faydalar sağlar?  Aziz ve Celil olan Hakk'ı tevhid et; her şeyde, her varlıkta O'nun nurunu gör. Şöyle ki, kalbinde ne dâr kalsın ne diyar... Hatta iç âleminde, fâni eşyadan zerrenin dahi yeri olmasın... Tevhid, (Allah’ı birlemek) her şeyi yok eder. Bütün şifa tevhiddedir. Ve bütün şifa tevhide sarılıp dünya ejderinden kaçmaktadır Havva ana gelinceye kadar dünya yılanından kaç. O gelsin, dişlerini söksün, zehrini akıtsın, zararsız hâle getirsin, sana yaklaştırsın. Ve bu işin yolunu, bu işteki hünerini de sana belletsin... Sonra o dünyanın zehirli yaratığını sana teslim etsin. Artık bun...

Hayır ve şer Allah'tandır, sözünü nasıl anlamalıyız?

Hayır: Meşru iş. Faydalı amel. İyilik. Şer: Zararlı iş. Kötülük. Hayır ve şer Allah'tandır. Hayrı da, şerri de yaratan ancak Odur. Lâkin hayra rızası var, şerre ise yok. Kaldı ki hayır ve şer dediğimiz, yapılan işin, işlenen fiilin Allah'ın emir ve rızasına uygun olup olmamasıyla ilgili. Yâni, fiilin kendisiyle değil, sıfatıyla alâkalı. Şöyle ki, konuşma, görme, işitme, yürüme,.. hepsi birer fiil. Hayır olsun şer olsun, bütün bu fiilleri yaratan Allah'tır. İşlenen fiil, İslâm'a uygun ise hayır, aksi halde şer olur. Zaten Allah'ın birliğine iman eden bir insan, Onu bütün bu işlerin, bu fiillerin tek yaratıcısı olarak bilmiş olmuyor mu? İnsan bir işi yapmayı sadece arzu eder ve cüzî iradesini o işi yapmaya sarf eder. Neticeyi yaratan ise Allah'tır. Hakikat böylece bilinmezse ortaya şöyle bir tezat çıkar: Aynı fiil hayır olunca Allah tarafından yaratılır, aksi halde... Evet aksi halde... Cümlenin sonunu nasıl getireceğiz? Bir tek misâl verelim: Görme fiilinin yar...

Mekke'ye girip Kâbe görüldüğünde şöyle dua etmek müstehaptır

Mekke'ye girip Kâbe görüldüğünde şöyle dua etmek müstehaptır:  Sevgili Peygamber Efendimiz sav duası: "Ey Allah'ım! Bu beytin (Kâbe'nin) şeref, azamet, kerem ve yüceliğini artır." "Ey Allah'ım! Bu beyti şereflendiren, yücelten kullarının da şeref ve keremini artır. Selâm sensin, selâm sendendir. Ey Rabbimiz! Bizi selâmla yaşat! Ey Allah'ım selam evine bizi koy. Rabbimiz, selamla sen yücesin, alisin. Hamd sanadır ve senin içindir. Celal ve İkram sahibisin." Ayrıca, dinin selamati için dua yapıabileceği gibi, “Rabbena âtina... Rebbenağfir li...” gibi dualar da okunabilir. Gayrimeşru olmayan her konuda dua yapılabilir.

KOLAYLAŞTIRIN ZORLAŞTIRMAYIN AYETİNİN AÇIKLAMASI, NAHL,16/125

بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِۙ اُدْعُ اِلى سَبيلِ رَبِّكَ بِالْحِكْمَةِ وَالْمَوْعِظَةِ الْحَسَنَةِ وَجَادِلْهُمْ بِالَّتى هِىَ اَحْسَنُ اِنَّ رَبَّكَ هُوَ اَعْلَمُ بِمَنْ ضَلَّ عَنْ سَبيلِه وَهُوَ اَعْلَمُ بِالْمُهْتَدينَ “(Resûlüm!) Sen, Rabbinin yoluna hikmet ve güzel öğütle çağır ve onlarla en güzel şekilde mücadele et! Kuşkusuz Rabbin, kendi yolundan sapanları en iyi bilendir ve O, hidayete erenleri de çok iyi bilir” [ Nahl,16/125 ] اُدْعُ çağır  اِلى سَبيلِ yoluna  رَبِّكَ Sen Rabbinin بِالْحِكْمَةِ hikmet  وَ ve  الْمَوْعِظَةِ öğütle  الْحَسَنَةِ güzel  وَ ve  جَادِلْهُمْ mücadele et  بِالَّتى şekilde هِىَ onlarla   اَحْسَنُ en güzel  اِنَّ Kuşkusuz رَبَّكَ Rabbin  هُوَ اَعْلَمُ bilendir  بِمَنْ ضَلَّ sapanları  عَنْ سَبيلِه kendi yolundan وَ ve  هُوَ O اَعْلَمُ çok iyi bilir  بِالْمُهْتَدينَ hidayete erenleri Ayetin Nüzulü ve Açıklaması Bu âyet-i kerime Mekke'de, Kureyşlilere karşı...

61.meclis, Sözlerimi işitiniz ve bana dönünüz, Ben şahın davetçisi ve Peygamber’in vekili olarak aranızdayım,FETHU'R-RABBÂNÎ,

Her işini Allah için yap. Bir işe kimin için başlarsan neticesi yine onun için olur. İlmini halk için tahsil edersen eline halk geçer. Allah için ilim yoluna koyulursan sonunda O'nu bulursun. Dünyaya dair bilgi toplarsan, dünyayı bulursun. Âhiret işlerini öğrenirsen ona kavuşursun. Hâsılı neye çalışıyorsan ona nail olursun. Her şey böyle... Yaptığını görür, ettiğini bulursun.  Her kap, içindekini sızdırır. Kabını neft yağı ile doldurunca, gül yağı akmasını beklemek olur mu? Sende hayır yok. Dünyada dünya için amel edersin. Dünya oğulları uğruna çalışırsın, ama âhiret âlemini de talep edersin, olur mu? Bugün bütün işlerini halka tahsis ettin; yarın için de Yaratan'ı bulmak emelindesin, bu nasıl olur? Sana göre olur, çünkü varlığında iyilik kalmamış.  O'na bakmak ve O'na yakın olmak için hiç iyi yönün yok. Söylediklerimiz dış hükümleri ilgilendirir ve galip olan budur. Ama Hak dilerse, bu hâlinle birçok şeyleri sana ihsan eder, hatalarından geçer; bu O'na ait...  Bize...

61. meclis, Sözlerimdeki tuzağa düşmeye çalışınız. Oturmam ve konuşmam birer tuzaktır. Sizden herhangi birinin oraya düşmesini beklerim

Bu anlatılan şeyler akılların ötesine aittir. Yalnız kudret işidir ve ilâhî iradenin tesirinden başka değildir. Bunu bilmek ve anlamak, Hakk'ın, kulları arasından seçtiği fertler içinde bazı kimselere nasip olur. Sözlerimdeki tuzağa düşmeye çalışınız. Oturmam ve konuşmam birer tuzaktır. Sizden herhangi birinin oraya düşmesini beklerim. Önünüze serdiğim sofra Hakk'a aittir, benim bir şeyim yok. İlâhî rahmete ermek için davetime geliniz ve bana uyunuz ki, sizi Hakk’ın kapısına götüreyim. Doğru odur ki, Hakk'a çağırır. Yalancı odur ki, şeytana çağırır. Hak da görünür, bâtıl da her biri başlı başına birer şeydir. İman nuruyla nazar eden iman sahibi ikisini de görür ve bilir.  Ey Bağdat ehli, akıllı ve zeki olduğunuzu iddia edersiniz. Hâliniz öyle gariptir ki, yalancı ile doğru birbirine karışır da ayırt edemezsiniz. Hak hangisi, bâtıl nerede, bilemezsiniz. Hakk'ı tekzip etmenizin cezasını yine siz çekeceksiniz. Benim için bu önemli değil. Hakk'ı dileyen, cenneti ummaz, ...