Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Ekim, 2023 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

25. MECLİS, 19 Zilhicce 545’te yapıldı. (Milâdî 1150.) İsa Peygamber’i (a.s), Güzel bir koku aldığı zaman, burnunu tıkar ve “Bu, dünya kokusudur” dermiş.

25. MECLİS Bu konuşma Hicrî tarihe göre 19 Zilhicce 545’te yapıldı. (Milâdî 1150.) İsa Peygamber’i (a.s) şöyle anlatırlar: Güzel bir koku aldığı zaman, burnunu tıkar ve “Bu, dünya kokusudur” dermiş. Bu size güzel bir örnektir. Ey zühd iddia edenler, hâlinize bir bakın. Sözünüz ve işiniz, İsa Peygamber’inkine uyuyor mu? Elbiseni­ze bakılırsa, dünyadan elini çekmiş derviş kılığı var; fakat içiniz dünyalık hasreti ve sevgisi ile dopdolu. Bu libasınızı çıkarıp içinizde olanı açığa vursaydınız benim için daha iyi olurdu. Ve siz, içi başka, dışı başka olmaktan uzak olurdunuz. Dünyalık şeylere karşı kalp zenginliği duyana nasibi rahat va­rır. O kimse dışına desinler için hiç bir şey giymez. Kalbi gerek dün­yalık işlere, gerekse başkalarına karşı istiğna duyar. Şu da bir vakıadır. Bizim Peygamberimiz (s.a.v), İsa (a.s) ve di­ğerlerinden daha fazla dünyaya karşı istiğna duyardı. Onun zühdü herkesten daha fazla idi. Herkese yazılmış olanı bilirdi. Ve “Dünyanızdan bana üç şey sevdirildi: Güzel ko...

24. MECLİS , Nefislerinizi, uygunsuz arzularınızı ve kuru isteklerinizi bir ya­na atınız

24. MECLİS Bu konuşma pazar günü Ribât’ta yapıldı. Konuşma tarihi: Hicrî 14 Zilhicce 545, Milâdî 1150. Nefislerinizi, uygunsuz arzularınızı ve kuru isteklerinizi bir ya­na atınız; onları, Aziz ve Celil olan Hakk’a karşı çıkarmayınız. Ken­diniz için ve başkaları için ondan korunmaya bakınız. Bazı büyükler şöyle der: “Halkı Hakk’a çevirmeye bak; Hakk’ı halka çevirmek için bo­şuna gayret sarf etme; bu olmaz. Emeklerin boşa gider.” Yıkılmaya layık olanı, hemen yere vur. Baş kaldıranın kafasını ez. Nefsini yık, Hak ve hakikate uyuncaya kadar başına sopanla vur. Sâlih kullara koşunuz. Hak emirlere uymayı onlardan öğreni­niz. Onlar, Hakk’a tam uyarlar. Bilgi, işleri iyi tutmak için yaratılmıştır. Onu yalnız ezber etmek işe yaramaz. İlmi ezber eden, gereğini yapmadıktan sonra kurtula­maz. Halka nutuk irat etmekten bir fayda gelmez. Sözünden fayda alıp kurtulan olur; ama sen batarsın. Bil, bilginin gösterdiği yolu tut. Öğrendiklerine uyan işi yaparsan, sustuğun zaman işlerin konu­şur. Bir sanat...

Kalplerin Keşfi, Abu Hamid al-Ghazali

Kalplerin Keşfi by Abu Hamid al-Ghazali My rating: 5 of 5 stars Okudum, okuttum ve tavsiye ettim ediyorum da.. Tasavvufu anlamak isteyenlerin en kolay ve insanların hidayetine vesile olan harika bir kitap. Başucu kitabı olmalı.. Sevdiklerinize vereceğiniz en güzel hediye diye düşünüyorum.. Mutlaka okunacak kitapların başında gelmekte.. View all my reviews Kitaptan bir kaç alıntı..... Peygamberimiz (sav) şöyle buyuruyor; "Insanoğlunun karnına haram bir lokma inince, lokma midesinde kaldığı sürece yerde ve göklerdeki melekler tekrar tekrar üzerine lanet yağdırırlar. O lokmayı hazmederken öldüğü takdirde varacağı yer cehennemdir."Sayfa 8 Allah'ım, ey bağışlayıcıların ulusu! Rahmetin sayesinde bizi ateşten ve ateşe yaklaştıracak her türlü kötülükten koru, bizi iyilerle birlikte cennete koy. Allah'ım! Kusurlarımıza göz yum, başımızdakileri güvenilir kıl. ayak sürçmelerimizden sonra dengeye kavuşmamızı nasib eyle ve huzurunda bizi rezil eyleme, ey merhametlilerin en ...

23. MECLİS,Peygamber (s.a.v) Efendimiz şöyle buyurdu: “Şu kalpler, paslanır, Onların cilâsı, Kur’an okumak, ölümü düşünmek ve zikir meclisinde hazır bulunmaktır.”

23. MECLİS Bu konuşma Cuma sabahı medresede yapıldı. Konuşma tarihi: Hicrî 12 Zilhicce 545, Milâdî 1150. Peygamber (s.a.v) Efendimiz şöyle buyurdu: “Şu kalpler, paslanır. Onların cilâsı, Kur’an okumak, ölümü düşünmek ve zikir meclisinde hazır bulunmaktır.” Kalp pas tutunca, sahibi anlar, gidermeye çalışırsa, pekâlâ. Aksi hâlde fena kararır. Peygamber (s.a.v) Efendimiz’in emrettiği şekle geçilmediği takdirde, kalp fena hâlde paslanır ve bu pasın giderilmesi imkânsız olur. Kalbin kararmasına sebep olacak çok şeyler vardır. İman nurundan uzak kalındığı için kararır. Dünyayı sevdiği için ka­rarır. Sakınmadan dünyaya abanan kimse, kalbini mutlaka karartır. Bir kimse, kendisini dünyaya kaptırırsa kalbi kararır. Sakınma duygusu da ölür. Haram demez, helâl demez, mal toplamaya başlar. Mal toplarken helâl veya haram olduğuna önem vermeyince utan­ma duygusu da ölür. Ve murakabe hâlinden mahrum olur. * * * Ey cemaat! Peygamber’inizi dinleyiniz. Onun kelâmı ile kalbinize cila vurunuz. Kalbinizin c...

22. MECLİS, sabah üzeri Ribât’ta yapıldı, Hicrî yılı 545, Milâdî 1150, Dünya sevgisini kalbimden atmak istiyorum,

22. MECLİS Bu konuşma sabah üzeri Ribât’ta yapıldı. Zilkade’nin son günüydü. Hicrî yılı 545, Milâdî 1150. O gün hayli uzun konuştu. Sorucu, şöyle sordu: “Dünya sevgisi beni kapladı. Kalbimden onu atmak istiyorum, yolunu göster; nasıl edeyim?” Ona şunları söyledim: “Dünyaya bir bak; enini boyunu öğren. Sahipleriyle nasıl da­laşıyor, dölleri ile nasıl beleniyor, onlara ne garip hileler yapıyor? Onlara yaptığı oyunları seyret. Onları nasıl azdırıyor ve aniden ar­kasına atıyor. Onu gözet, kendine yar olan kişilerle uğraşıyor, eğlendiriyor. Sonra onları yükseltiyor. Bir dereceden öbürüne geçiriyor. Aldattığı kimseleri, kandırması kabil olmayanların üzerine salıyor. Boyunlarına bindiriyor. Hazinelerini aldattıklarına veriyor, acayip iş­lerini onlara gösteriyor. Onlar da bunlara bakarken, varlıklarından uzak olup ferahlık duyuyorlar. Yüksekte olduklarına inanıp sevini­yorlar. İyi geçimlerine kanıyor, dünyanın kendilerine hizmet et­mesini bir nimet sayıyorlar. İşte bu hâlle dünya onları aldatt...

21. MECLİS, Salı günü medresede yapıldı, Hicrî 15 Zilkade 545, Milâdî 1150, Dünya âhirete perdedir

21. MECLİS Bu konuşma Salı günü öğleden sonra –veya akşamla yatsı arası- medresede yapıldı. Konuşma tarihi: Hicrî 15 Zilkade 545, Milâdî 1150. Dünya âhirete perdedir. Âhirete dalmaksa dünya ve öbür âlemin sahibine perdedir. Yaratılmışlara dalmak, Yaratan’dan ayırır. Hangi yaratılmışa gönül kaptırırsan, ruh pencerene perde çekmiş olursun. Halka (yaratıklara) bakma. Dünyaya, kalpten sevgi gösterme. Hak’tan gayri şeylere iltifat etme, O’nun kapısına varıncaya kadar böyle devam et. Sır adımlarını aç. Zühd hâlini geliştir. Her kötü histen soyun. O’nun varlığında hayran ol. O’ndan yardım iste. O’na sığın. O’na bak. Geçmişteki ilâhî bilginin hükmünü gözet. Kalbini O’na vardırmaya çabala. Sırrını O’na ilet, bunu gerçekleştirdiğin an, O’nun yakınlık eli seni tutar, kendine çeker. Yeni hayatla tevhid verir ve kalpler üzerine sultan olursun. Kalp âlemi tüm emrini senden alır. Hastalığı olursa şifasını sen verirsin, işte bundan sonra dünyaya bakman caiz olur. Bu üstün hâlleri benliğinde topla, son...

20. MECLİS, Cuma sabahı medresede yapıldı, Hicrî 12 Şevval 545, Milâdî 1150, Ey şu beldenin halkı, sizde nifak çoğaldı, ihlâs azaldı.

20. MECLİS Bu konuşma Cuma sabahı medresede yapıldı. Konuşma tarihi: Hicrî 12 Şevval 545, Milâdî 1150. Ey şu beldenin halkı, sizde nifak çoğaldı, ihlâs azaldı. Sözler çok; fakat onlara uygun iş yok. İşi olmayan söz, hiç bir şeye yaramaz. Sahibine felâket getirir, kurtuluş getirmez. Önüne iş gelmeyen söz, kapısız eve benzer, merdivensiz binadır. İçinden iyilik geçmeyen ha­zineye benzer. Yalnız söz, kuru davadan ibarettir. Boş söz, ruhsuz ka­lıba benzer, o bir put gibidir. Ayağı yoktur, eli yoktur, bir şey tuta­maz. Yaptıklarının çoğu ruhsuzdur. İşlerin ruhu ihlâs, tevhid ve Al­lah’ın Kitabı’na yapışmaktır. Peygamber’in (s.a.v) âdetlerine uymak­tır. Gafil olmayınız. Şu anda yaptığınız kötülükleri iyiliğe çeviriniz, isabet olur. Emirlere uyunuz. Yasakları bırakınız; kader karşısında uysallık gösteriniz. Halktan çok azı Mevlâ şarabını içer. Ülfet ve müşahede âlemine pek azı geçebilir. O’na yakın olan az bulunur. Mevlâ’nın yakınlığına eren, kader ve belâ üzüntülerini bilmez, günleri darlıkl...

19. MECLİS,Salı günü öğleden sonra medresede yapıldı, Hicrî 18 Zilkade 545, Milâdî 1150, Aziz ve Celil olan Hak, korkulmaya ve kendisinden bir şey bek­lenmeye layıktır.

19. MECLİS Bu konuşma Salı günü öğleden sonra medresede yapıldı. Konuşma tarihi: Hicrî 18 Zilkade 545, Milâdî 1150. Aziz ve Celil olan Hak, korkulmaya ve kendisinden bir şey bek­lenmeye layıktır. O’nun cenneti ve cehennemi olmasa dahi, çekinme­ye değer. O’na itaat ediniz, bu itaati O’nun varlığı için yapınız. O’ndan gelen iyilik ve ceza sizi artık düşündürmesin. O’nun yolunda itaat, emrini tutmak, yasaklarından kaçmak ve gelen kader işlerine karşı sabırlı olmaktır. O’na dönünüz. O’nun önünde boynunuzu eğiniz ve ağlayınız. Yaş­lar hem gözünüzden hem de kalbinizden aksın. Ağlamak ibâdettir, Hakk’a karşı tevazu göstermenin şiddet hâlidir. Tevbe ve iyi niyet üzere ölen kurtulur. Temiz iş tutana Hak’tan fayda gelir. O, mazlumların mükâfatını verir. Bu âlemden göçtükten sonra herkes O’nun önünde durur. Rahmet ve şefkat gösterisi kimseye düşmez. O, kulla­ra acır ve merhamet eder. Dünya ve âhirette O’nun sevgisi sana ye­ter. Bu sebeple Hak sevgisini en önemli şey olarak tut. Sana en çok lazım ...

18. MECLİS, pazar günü Ribât’ta yapıldı, Hicrî 16 Zilkade 545, Milâdî 1150

18. MECLİS Bu konuşma pazar günü Ribât’ta yapıldı. Konuşma tarihi: Hicrî 16 Zilkade 545, Milâdî 1150. Allah Teâlâ iki cihad emretti. Biri içten, öbürü dıştan. İç âlem­de olacak cihad, nefisle, kötü arzularla, şeytanî duygularla olur. Ayrı­ca, isyandan dönmek, küçük hataları bırakmak da iç âlemde yapıla­cak cihad arasındadır. Haram olan şehevî arzuları bırakmak da bun­lar arasında sayılır. Dış âlemde yapılacak cihad ise, Allah’a ve Peygamberi’ne (s.a.v) isyan edenleri yola getirmektir. İsyan kılıcı çekenleri hizaya getir­mektir. Oklarını kırmak ve mızraklarını parçalamak bu cihad arasın­dadır. Bu yolda öldürmek olduğu gibi, ölmek de vardır. Ama ne olur­sa olsun, iç âlemdeki cihad dış âlemdekinden daha zordur. Ve daima üzerinde durmak icap eder. Nasıl zor olmasın ki? Nefis bütün arzu­larından kesilir. Sonra tek yol açılır. O da Allah’ın emri yolu. Bu, onun doymak bilmeyen hırsını tatmin edemiyor! Bir kimse, iki cihad vazifesinde de Allah’ın emrine uyarsa, ona dünya ve âhirette bol mükâfa...