Allah insanı sadece kendisine ibadet (kulluk) etsin diye yarattı. O dilediği yönden kendisini rızıklandırır. Bunun için rızık arama uğrunda kendisini meşgul etmemesi gerektiği kadar eceliyle de meşgul olmamalıdır. Her ikisi aynı hükümdedir ve bu konuda canlılar arasında ayrımlar yoktur. Kendine gelen rızkını bilen insan, darlıkta kalmayı sürdürür, çünkü insan razı olmamak özelliğinde yaratılmıştır. "Darlıkta kalmayı sürdürürüz" dedim, çünkü insan adına tespit edilen nimetlerde artış söz konusu değildir. Bu durum Hz. Peygamberden (sav) gelen sahih bir rivayette belirtilir. Bu nedenle ölene kadar sıkıntı içinde acı çeker. Rızkının nereden geldiğini bilmeyen ise umut genişliği demek olan mevhum bir genişlik içinde gönlü hoş bir halde yaşar. Farkında olmadığı bir yönden rızkı kendisine gelirken, bilmediği bir işin hükmünü düşünmek onu, elindekini değerlendirmekten alıkoyar. Böyle bir insan onun kabzasındayken bulunduğu haldeki darlıkla birlikte eme...
Namazı gerek cemaatle kılalım, gerekse tek başımıza kılalım; namazdan sonra tesbîhat yapmak sünnet-i seniyyedir. Tesbîhât cemaatle birlikte yapılabileceği gibi, ferdî olarak da yapılabilir. Öncelikle her namazdan sonra bu duayı okumanın sünnet olduğunu belirtelim: Resûl-ü Ekrem Efendimiz (asm) şöyle buyuruyor: “Her namazın ardından otuz üçer defa Sübhânallah, Elhamdülillâh ve Allahu ekber dersiniz. Sonra da 'Lâ ilâhe illallahü vahdehû lâ şerîke leh; lehü’l-Mülkü ve lehü’l-Hamdü ve hüve alâ külli şey’in kadîr.' dersiniz; deniz köpüğü kadar bile olsa, günahlarınız bağışlanır!” (1) Ayrıca bu duayı akşam ve sabah namazlarından sonra on defa okumanın faziletiyle ilgili hadisler de vardır.(2) Bunlardan biri şöyledir: Ebû Zerr (ra) anlatır ki: Resûlullah Efendimiz (asm) buyurdu ki: “Her kim, sabah namazından sonra diz çökmüş olarak, konuşmadan önce on defa 'Lâ ilâhe illallahü vahdehû lâ şerîke lehü; lehü’l-mülkü ve lehû’l-hamdü yuhyî ve yümîtü ve hüve alâ külli şey’in kadîr.' ...