Ana içeriğe atla

Peygamberimiz (sav) hayatı boyunca birisini öldürdü mü?


En sağlam olan bilgileye göre, Hz. Peygamber (a.s.m), Übeyy b. Halef’den başkasını eliyle öldürmemiştir. Ancak İbn Hişam “Amr b. Abdillah” adında birinin adını da vermektedir (İbn Hişam, es’Sîre, IV/85). Başka kaynaklarda diğer bazı isimler verilmişse doğru değildir.

Ubey b. Halef'in ölümü:

Bedir Harbinden önceydi. Resûl-i Kibriyâ Efendimiz harp sahasında dolaşırken buyurmuştu:
"Burası Ebû Cehil'in, burası Utbe'nin, burası Ümeyye'nin, buralar da filânın ve filânın öldürülecekleri yerlerdir. Übeyy bin Halefi de ben kendi elimle öldüreceğim."

Bedir'de haber verdiği gibi, Ebû Cehil, Utbe ve Ümeyye bin Halef, mücahidler tarafından gösterilen aynı yerlerde öldürülmüşlerdi. Geriye Übeyy bin Halef kalmıştı. Bu adam Kureyşin ileri gelenlerinden biri idi. 

Peygamberimize (asm), her karşılaşmasında şöyle derdi:
"Ey Muhammed. Bir atım var. Her gün ona on altı ölçek darı yedirip besliyorum. Bir gün gelir, onun sırtında seni öldürürüm."

Peygamber Efendimiz (asm)'in ise, bu azgın ve şaşkın adama cevabı sadece şu oluyordu:
"Belki, inşallah, ben seni öldürürüm."

İşte Übeyy bin Halef, Bedir'de mücahidler tarafından öldürülen kardeşi Ümeyye'nin intikamını almak ve Peygamber Efendimiz (asm)'in vücudunu ortadan kaldırmak üzere yemin ederek, Uhud'a çıkıp gelmişti.

Hz. Resûlullah (asm)'ın Şi'b'e doğru çıktığı sıradaydı. Übeyy'in gelmekte olduğu görüldü. Mekke'de günde on altı okka darı ile beslediği atının üzerindeydi. İntikam dolu bakışlarla Peygamberimize yaklaşıyordu. Bunu fark eden sahabîler önüne çıkıp, hesabını görmek istediler. 

Ancak Hz. Resûlullah, 
"Bırakın, gelsin." diyerek mücahidlerin karşı çıkmasına engel oldu. 

Resûl-i Ekreme oldukça yaklaşan bu azgın müşrikin ağzından, "Ey Muhammed, sen kurtulursan, ben kurtulmayayım." lafları dökülüyordu.

Bu sözleri duyan Resûl-i Kibriyâ Efendimiz (asm), bir anda celâllendi. Elindeki mızrağıyla heybet ve haşyet verici adımlarla hasmının üzerine yürüdü. Übeyy, bir anda şaşkına döndü. Hz. Resûlullahın heybet ve haşyet verici tavrı karşısında duramayıp, geri kaçmaya başladı. 

Peygamber Efendimiz peşini bırakmıyor ve arkasından, 
"Nereye kaçıyorsun, ey yalancı." diye sesleniyordu.

Bu kaçışla Übeyy kendini kurtaramadı. Peygamber Efendimizin fırlattığı mızrak, miğferle zırhı arasındaki kısma saplandı ve Übeyy sığır böğürmesi gibi böğürerek atından yere yuvarlandı.

Müşrikler, yaralı halde onu alıp götürdüler. Yarasından kan akmıyordu. Ağrısına sızısına zor dayanıyordu. Zaman zaman arkadaşlarına, "Vallahi, Muhammed beni öldürdü." diyordu. Arkadaşları bu sözünü ciddiye almıyorlar ve yarasının önemsiz olduğunu ifade ederek teselli etmeye çalışıyorlardı. Ne var ki, Übeyy, kurtulamayacağını anlamıştı.

Arkadaşlarına şöyle dedi:
"O bana (Mekke'de) 'Seni öldüreceğim' demişti. Vallahi, o benim üzerime tükürse, yine beni öldürür."

Übeyy bin Halef, bir gün bile yaşamadan, "Susadım, susadım!" çığlıkları arasında ölüp gitti. Resûl-i Kibriyâ (asm)'nın, Allah'ın izniyle, istikbalden haber vermiş olduğu bir mûcizesi de böylece tahakkuk etmiş oldu.

Müslümanların bozulup dağılmaya yüz tuttukları bir sıradaydı. Azılı müşriklerden Abdullah bin Şihab-ı Zührî, Utbe bin Vakkas, Abdullah bin Kamia ve Übeyy bin Halef bir araya gelerek Peygamber Efendimiz (asm)'in hayatına son vermek için sözleşip and içmişlerdi.

Resûl-i Kibriyâ Efendimiz, bu dört azılı müşrik hakkında, 
"Allah'ım, onların hiçbirisi senesine ulaşmasın." diye duâ etti. 

Sa'd bin Ebî Vakkas der ki: "Vallahi, Resûlullahı vuran veya yaralayanlardan hiçbirinin üzerinden bir yıl geçmedi."

Bunlardan biri olan İbni Şihab'ı, Mekke yolunda ak benekli, dişi bir yılan ısırıp öldürdü. Resûl-i Kibriyâ Efendimiz (asm)'in yüzünü yaralayan İbni Kamia ise, Uhud'dan Mekke'ye döndükten sonra, davarlarının yanına gitti. Dağın en yüksek tepesinde davarını buldu. Önünü kesip tutmak isteyince, bir koç üzerine yürüyerek onu boynuzlarıyla toslaya toslaya didik didik edip parçaladı.

(bk. Sîre, III/89; Tabakât, IV/125; Belâzurî, I/324; Uyunü'l-Eser, II/13)




Yorumlar

  1. Bu tarz paylaşımları çok seviyorum emeğinize sağlık :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim bundan sonra daha dikkat ederim inşallah :)

      Sil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Bayram günleri şunları yapmak sünnettir

✩🤲🏼♡🕌 ✧ 📿☽ Erken kalkmak, Gusl abdesti almak, Misvak ile dişleri temizlemek, Güzel koku sürünmek, Yeni ve temiz elbise giymek, Sevindiğini belli etmek, Ramazan bayramı namazından önce tatlı yemek, Hurma yemek, Kurban kesen o gün ilk olarak kurban eti yemek, Sabah namazını mahalle mescidinde kılıp, bayram namazı için büyük camiye gitmek, O gün yüzük takmak, Camiye erken ve yürüyerek gitmek, Bayram tekbîrlerini; Ramazan bayramında sessiz, kurban bayramında cehren (sesli) söylemek, Mü’minleri güler yüzle ve “Selâmün aleyküm” diyerek karşılamak, Fakirlere çok sadaka vermek, İslâmiyet’i doğru olarak yaymak için çalışanlara yardım yapmak, Sadaka-i fıtri bayram namazından önce vermek, Dargın olanları barıştırmak, Akrabayı ve din kardeşlerini ziyaret etmek Ve onlara hediye götürmek. ✩🤲🏼♡🕌 ✧ 📿☽ Halîfeler, Ramazan bayramına çok önem verirlerdi. Bu bayramda halka bol fitre ve giyecek eşyası dağıtılır, ziyafetler verilirdi. Halîfe, alayla bayram namazına giderdi. Sınır şehirlerinde bayram ...

İlmihâl Bilmek Farz mıdır?

İslâm ilmihalinde hangi konuların yer aldığına bakmak gerekecektir. Bilindiği gibi, bugün mevcut ilmihallerde belli başlı şu konulara ağırlık verilir: İmanın ve İslâmın şartları, ibadetler, helâl ve haram olan şeyler... Zaten “ilmihal”, hâl ilmi, hayat ilmi, İslâmı yaşama ilmi demektir. İslâmiyet de ancak bilerek, öğrenerek yaşanır. Öğrenmek için de dinî bilgilerin toplu hâlde bulunduğu bir kitabı okumak gerekecektir ki, bu ihtiyacı büyük ölçüde ilmihal karşılar. İlmihal bilgisinin temelini Peygamber Efendimizin (a.s.m.) şu hadis-i şerifi teşkil eder: “İlim tahsil etmek her Müslümanın üzerine farzdır." (İbn-i Mace, Mukaddime:17 ) Beyzâvî, “Hadisteki ilimden maksat, kâinatın Yaratıcısını tanımak, Onun birliğini ve Resulullahın (a.s.m.) peygamberliğini bilmek; namazın nasıl ve ne gibi hükümler çerçevesinde kılınacağına dair bilgileri öğrenmektir.” der. Beyhakî, “Hadisteki bilgiden maksat, erginlik çağına ermiş aklı başında bir Müslümanın normal olarak bilmesi beklenen ve bilmemesi d...

Dua

  “Allah’ım…  -Bu kalbi Sen yarattın, kırıklarını da en iyi Sen bilirsin. -Bazen nefes almak bile ağır geliyor. - Ama biliyorum; Sen bir kapıyı kapatırsan daha güzeline yol açarsın.  Beni dayanmakla değil, tevekkülle sınayan Rabbim…  -Kalbime sükûnet, içime umut, yoluma nur ver. Karanlık gibi görünen bu günlerin ardında  -Senin bir hikmetin olduğuna iman ediyorum.  -Sabırla beklerken, kalbim Seninle kalsın. Ve bir gün geldiğinde, “İyi ki sabrettim” diyebileyim. Amin. 🤍”