Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Hazret-i Muhammed Aleyhisselâmın Şekil ve Şemâili

Hazret-i Ali; Peygamberimiz Hazret-i Muhammed aleyhisselâm Efendimizin şekil ve şemailini şöyle tarif eder: " Peygamber aleyhisselâm; ne öyle uzun boylu, ne de kısa idi. Uzuna yakın orta boylu idi. Kendisinin el ve ayak parmaklan kalınca; başı, vücut yapısıyla dengeli biçimde, büyükçe idi. Omuzlan, dizleri ve bilekleri, kemikli idi. Göğsünde, göbeğine kadar çizgi halinde uzanan ince kıllar vardı. Karnında ve göğsünde, bundan başka kıl yoktu. Peygamber aleyhisselâm yürürken ayaklarını sürümez, adımlarını canlı ve uzun atar, sanki yüksekten iner gibi, önüne doğru eğilirdi. Kendisinin saçı, ne kıvırcık, ne de düzdü. Sakalı, sıktı. Yüzü, az değirmi olup, yusyuvarlak değildi. Boynu, uzun, gümüş gibi pâk, ve parlaktı. Teni, kırmızı ile karışık aktı. Yüzünün teri, inci gibi idi. Miskten daha güzel kokardı. Gözleri, büyükçe idi. Gözbebeklerinin siyahı, pek siyahtı. Gözlerinin beyazında biraz kırmızılık vardı. Vücudu, ne zayıf, ne de şişmandı. Bakmak istediği tarafa, bütün vücudu ile döner...

Kâfirûn Sûresi Hakkında nuzul sebebi

Kâfirûn Sûresi Hakkında Kâfirûn sûresi Mekke’de nâzil olmuştur. 6 âyettir. İsmini, birinci âyette geçen ve “kâfirler” mânasına gelen اَلْكَافِرُونَ (kâfirûn) kelimesinden alır. Sûre اَلْمُقَشْقِشَةُ (Mukaşkışe), اَلإخْلَاصُ (İhlâs), اَلْعِبَادَةُ (İbâdet), اَلدّ۪ينُ (Dîn) isimleriyle de anılır. Ayrıca İhlâs süresiyle birlikte bu iki sureye اَلإخْلَاصَيْنِ (İhlâseyn) adı da verilir.  Mushaf tertîbine göre 109, iniş sırasına göre ise 18. sûredir. Kâfirûn Sûresi Konusu Sûre Peygamberimiz (s.a.s.) ve mü’minlerden, kâfirler karşısında tam bir kararlılıkla durup tevhide sarılmalarını, dinlerinden en küçük bir taviz vermemelerini ister. Bununla beraber kâfirleri dini kabul etmeye zorlamayıp, kendi tercihlerine bırakmaları tâlimatını verir. Kâfirûn Sûresi Nuzül Sebebi Mushaftaki sıralamada yüz dokuzuncu, iniş sırasına göre on sekizinci sûredir. Mâûn sûresinden sonra, Fîl sûresinden önce Mekke’de inmiştir. Medine’de indiğine dair rivayet de vardır (bk. Şevkânî, V, 597). Tefsirlerde anla...

Nasr Sûresi Hakkında Bilgiler, sebebi nüzul ve tefsiri

  Nasr Sûresi Hakkında Nasr sûresi Medine döneminde nâzil olmuştur. Tam sûre olarak Kur’ân-ı Kerîm’in en son inen sûresidir. Vedâ haccı esnâsında Minâ’da indiği rivayet edilir. 3 âyettir.  Sûre “Nasr” ismini, birinci âyette geçen ve “Allah’ın yardımı” mânasına gelen نَصْرُ اللّٰهِ (nasrullâh) kelimesinden alır.  Efendimiz (s.a.s.)’in vefâtına işaret ettiği için “vedâ etmek” mânasında اَلتَّوْد۪يعُ (Tevdî) adıyla da anılır. Ayrıca اِذَا جَاۤءَ (İzâ câe) ve اَلْفَتْحُ (Fetih) isimleri de vardır. Mushaf tertîbine göre 110, iniş sırasına göre ise 114. sûredir. Nasr Sûresi Konusu Sûre Allah’ın yardımının ve fethin geleceğini, insanların bölük bölük İslâm’a gireceğini müjdeler. Buna karşılık Peygamber Efendimiz (s.a.s.)’den bir şükrâne olarak tesbihini, hamdini, tevbe ve istiğfarını artırmasını ister.  Hz. Ebûbekir, Abdullah b. Abbas gibi bir kısım sahabîler, Nasr sûresinin inmesiyle Efendimiz (s.a.s.)’in vefatının yaklaştığını anlamışlar, işin farkında olmayanlar burad...

Tevbe Suresi 74 ayetin sebebi nüzul, UMEYR İBN-İ SA'D

«Umeyr İbn-i Sa'd'ın eşi yoktur». [1] Umeyr İbn-i Sa'd el-Ensarî yetimlik ve fakirlik kâsesini daha be­bekken yudum la m işti. Babası ona mal ve akraba bırakmadan Rabbine kavuşmuştu. Ancak annesi çok geçmeden Culas İbn-i Suveyd adında Evs kabi­lesine mensup bir zenginle evlenmişti. O zat, kadının oğlu Umeyr'e de bakmayı kabul etmiş ve onu ailesine katmıştı. Umeyr, Culas'ın kendisine güzel davranmasından ve şefkat gös­termesinden dolayı yetim olduğunu unutmuştu bile. Oğul babasını nasıl severse, Umeyr, Culas'ı öyle seviyordu. Baba oğula nasıl düşkünse Culas da Umeyr'e karşı öyleydi. Nihayet Umeyr büyüdü. Culas, onun iş ve hareketlerinde görülen zekâ ve üstünlük belirtileriyle, doğruluk ve dürüstlük huylarını görünce onu daha çok sevmeye başlamıştı. Umeyr İbn-i Sa'd, 10 yaşını biraz geçince müslüman oldu. İman onun taze yüreğinde boş bir yer, İslâm da onun saf ve berrak gönlünde verimli bîr toprak bulmuş, oraya girip yerleşmişlerdi. Yaşının küçük olmas...

Tebbet Suresi Hakkında, Mesed suresi

  Tebbet Sûresi Hakkında Tebbet sûresi Mekke’de nâzil olmuştur. 5 âyettir. İsmini, birinci âyetteki “kurudu/kurusun” mânasındaki تَبَّتْ (tebbet) kelimesinden alır. Ayrıca اَلْمَسَدُ (Mesed), لَهَبٌ (Leheb), اَبُو لَهَبٍ (Ebû Leheb) isimleriyle de anılır. Mushaf tertîbine göre 111, iniş sırasına göre ise 6. sûredir. Tebbet Sûresi Konusu Sûre, öncelikle Resûlullah (s.a.s.)’e karşı amansız bir düşmanlık sergileyen amcası Ebû Leheb ve karısının, bunların şahsında da tüm din düşmanlarının fecî âkıbetini gözler önüne serer. Tebbet Sûresi Nuzül Sebebi Mushaftaki sıralamada yüz on birinci, iniş sırasına göre altıncı sûredir. Mekke döneminde Fâtiha sûresinden sonra, Tekvîr sûresinden önce inmiştir. Peygamberimiz (s.a.s.), “Sen, önce yakın akrabanı uyar!” (Şuarâ 26/214) emri gelince, bütün Kureyşi Safâ tepesine çağırdı. Yüksek bir kayanın üzerinden onlara şöyle hitâb etti: “–Ey Kureyş cemaati! Ben size, şu dağın eteğinde veya şu vâdide düşman atlıları var; hemen size saldıracak, malları...

Hâl ve kâl ne demek?

Kal dili bir mevzuda konuşmayı ifade ederken, hâl dili o durumu yaşamayı ifade etmektedir. Mevlana'ya göre hâl dilinin yanında kâl dili gereksizdir. "Harf dilinin işi, gücü görüneni anlatmaktır." Mevlana Hazretlerinin dediği gibi: “Ya olduğun gibi görün ya da göründüğün gibi ol!” Bunun en güzel örneğini de Fahr-i Kainat Efendimiz (asm)'in hadislerinde ve sünnetinde görmekteyiz. Hazret-i Muhammed (asm)’in ağzından çıkanlar ile yani hadisleriyle, hâl ve davranışları, yani sünneti, mutlak bir uyum içindeydi ve bu uyum sayesinde Kur'an’ın ilk ve en mükemmel tefsiri bize kadar sağlıklı ve anlaşılır bir şekilde intikal etmiştir. Bir ana-baba evladına sigaranın zararlarını anlatırlar, ama bir bakarsınız ki ana-baba bizzat sigara içiyorlar, haliyle anlattıkları inandırıcı olmaz.  Bu anlatılanlar hâl dili ile kal dili, yani davranışlar ve söz arasındaki farklılığı ve birbirlerini değişik konularda ne kadar desteklediklerini göstermektedir.  Kal dilimizin hal dilimizle uyum...

İhlâs Sûresi Hakkında

İhlâs Sûresi Hakkında İhlâs sûresi Mekke’de nâzil olmuştur. 4 âyettir. İsmini, İslâm dininin esasını teşkil eden tevhîd akîdesinin veciz bir ifadesi olan “İhlâs” sözünde alır. “İhlâs”, dini hâlis yapmak, şirk bulaşıklarından temizlemek ve sadece Allah’a kulluk etmek demektir.  Surenin kaynaklarda tespit edilen yirmiden fazla ismi vardır. Yaygın isimlerinden biri قُلْ هُوَ اللّٰهُ اَحَدٌ (Kul hüvellahü ehad)dır. Ayrıca اَلصَّمَدُ (Samed), اَلتَّوْح۪يدُ (Tevhîd), اَلأسَاسُ (Esâs), اَلتَّجْر۪يدُ (Tecrîd), اَلنَّجَاةُ (Necât), اَلْوَلَايَةُ (Velâyet), اَلْمُقَشْقِشَةُ (Mukaşkışe), اَلْمُعَوِّذَةُ (Muavvize) isimleriyle de anılır. Mushaf tertîbine göre 112, iniş sırasına göre ise 22. sûredir. İhlâs Sûresi Konusu Cenâb-ı Hakk’ın birliği ve en mühim sıfatları gayet veciz bir şekilde beyân edilir. İhlâs Sûresi Nuzül Sebebi Mushaftaki sıralamada yüz on ikinci, iniş sırasına göre yirmi ikinci sûredir. Nâs sûresinden sonra, Necm sûresinden önce Mekke’de inmiştir. Medine’de indiğine...