Ana içeriğe atla

Kayıtlar

17. MECLİS,Cuma sabahı medresede yapıldı, Hicrî 14 Zilkade 545, Milâdî 1150, Rızkın için üzüntüye düşme

17. MECLİS Bu konuşma Cuma sabahı medresede yapıldı. Konuşma tarihi: Hicrî 14 Zilkade 545, Milâdî 1150. Rızkın için üzüntüye düşme. O seni arar; öyle arar ki, sen onun kadar arayamazsın. Bugünkü geçimin tamam olunca ötesini bırak; yarını arama. Geçen günü aramadığın gibi onu da arama. Yarına ereceğin belli değil. Ya sabahlarsın veya sabahı bulamazsın. Hazır­la uğraş. Bugününü düşün. Eğer Hak irfanına erseydin; O’nunla olur­dun. O’na inanır, rızık peşine düşmezdin; O’nunla meşgul olurdun. O’nun heybeti seni geçim işlerinden çekerdi. Allah’ı bilen, bir şey di­leyemez hâle gelir. İrfan sahibi, Hak tecellisi önünde dilsizdir. Tâ, insanlara gönderilinceye kadar böyle, insanlara gönderildiği zaman dili açılır. Dilin­deki tutukluk kaybolur. Musa (a.s) Peygamber, koyun yayarken dilinde tutukluk vardı. Acele konuşurdu; tutulur, kalırdı. Allah Teâlâ, onu Firavun’a gön­derdiği zaman dilini açtı. Bunun için Musa Peygamber şu dilekte bu­lunmuştu: “Dilimdeki bağı çöz ki, sözümü anlasınlar.” (Tâhâ, 2...

16. MECLİS, medresede yapıldı, Hicrî 11 Zilkade 545, Milâdî 1150. Hasan Basrî (rh.a) şöyle der: “Dünyaya ihanet ettiniz, Allah’a yemin olsun, o dünya ihanet­ten sonra iyi olur.”

16. MECLİS Bu konuşma salı günü öğlende medresede yapıldı. Konuşma tarihi: Hicrî 11 Zilkade 545, Milâdî 1150. Hasan Basrî (rh.a) şöyle der: “Dünyaya ihanet ettiniz, Allah’a yemin olsun, o dünya ihanet­ten sonra iyi olur.” * * * Ey evlat! Kur’ân’la amel etmek, seni Kur’ân’ın bulunduğu ma­kama erdirir. Sünnet’le iş yapmak ise, Peygamberimiz’in makamına çıkarır (s.a.v). Peygamberimiz’in ruhaniyeti, Allah yolcularının kalbi çevresinde durur. Orayı süsleyen o ruhtur. Onların sır âlemleri onun ruhuyla parlar. Yakınlık kapısını o açar. Allah yolcularının perişan saçlarını o ruh düzeltir, tarar. Kalp, sır ve Yaratan arasında elçiliği o ruh yapar. Peygamber (s.a.v) Efendimiz’in ruhaniyetine bir adım yanaşan, şükür yolunu tutmalıdır. Yaklaştıkça kulluğu artmalıdır. Bundan ayrı şeylerle ferah bulmak isteyen, boş hevese kapılmış olur. Cahil kimse, dünya ile ferahyâb olur. Bilgi sahibi, dünya ile hü­zünlü olur. Cahil kişi, kaderle niza çıkarır, ona karşı durmak ister. Bilgi sahibi, ona uyar ve razı...

15. MECLİS, Hicrî 9 Zilkade 545, Milâdî 1150. İman sahibi, azık hazırlar, Kâfir ise yer içer, keyfine bakar, Öte­sini düşünmez

15. MECLİS Bu konuşma pazar günü Ribât’ta yapıldı. Konuşma tarihi: Hicrî 9 Zilkade 545, Milâdî 1150. İman sahibi, azık hazırlar. Kâfir ise yer içer, keyfine bakar. Öte­sini düşünmez. İman sahibi, bir yolcu gibidir. Kendini öyle görür. Burada az za­man kalacağını bilir. Malını alır, azla yetinir. Arta kalanı âhiret âle­mine bırakır. Nefsine yeteri kadar burada harcar. Varlığını taşıta­cak kadar nefsini doyurur. Bütün emeli âhiret içindir. Bütün gücünü ve kuvvetini oraya verir. Dünya ve onun ehline önem vermez. Kalbi dünyadan kesilmiştir. Dünya ve ehli onun yanında önem taşımaz. Yanında tatlı bir dünyalık varsa fakirlere verir. Âhiret için azığın böyle yapılacağını bilir. Dünyada verdiği az şeyin, âhirette daha bü­yük ve daha iyi bir şeyle karşılık bulacağına inanır. İrfan sahibi ve bilgi sahibi olan, bütün gücünü Hakk’a yakın ol­maya harcar. Âhirete geçmeden önce Hak yakınlığını burada bulma­yı arzular. Gayretini bu yolda harcar. Hak yakınlığı bulunduğu an, kalp yolculuğu biter. Ondan ö...

14. MECLİS, Ey içi dışına uymayan münafık, Hicrî 7 Zilkade 545, Milâdî 1150.

14. MECLİS Bu konuşma Cuma günü medresede yapıldı. Konuşma tarihi: Hicrî 7 Zilkade 545, Milâdî 1150. Ey içi dışına uymayan münafık. Allah yeryüzünü senden temiz kılsın. İçinin bozukluğu yetmiyor mu? Herhalde yetmiyor. İlim adamlarını, velî kulları ve iyileri kötülemek hevesindesin. Onların mânevi varlığına diş geçirmekle eline ne geçer? Sen ve senin yarenlerin yakında ölecek. Etlerinizi kurtlar didecek. Dilinizi parçala­yacak. Sinirlerinizi tahrip edecek. Kemiklerinizin bir yanından girip öbür yanından çıkacak. Yer sizi sıkacak. Zeminine çekecek. Bir aşağı, bir yukarı çevire­cek. Allah’a karşı iyi düşünceye sahip olmayana felah yoktur. Salih kullar için yersiz düşünceyi kalbinde besleyen necata eremez. Onla­ra karşı engin gönül taşımayan perişan olur. Allah, bağlılığı ve çözülmeyi onlara verdi. Yani velîlere… Sema onlar için yağmur yağdırır. Yer, bitkisini onlar için bitirir. Bütün halk onların manevî himayesine muhtaçtır. Onlar, birer birer dağlar gibidir. Âfetler onları yerinden oyna...

13. MECLİS, Ey evlat! Âhireti dünyada öne al, Hicrî 4 Zilkade 545, Milâdî 1150.

13. MECLİS Bu konuşma Salı günü medresede yapıldı. Konuşma tarihi: Hicrî 4 Zilkade 545, Milâdî 1150. Ey evlat! Âhireti dünyada öne al, böyle yap, ikisini birden ka­zanırsın. Dünyayı âhiretten öne alacak olursan ikisini de kaybeder­sin. Ve bu, sana bir ceza olur. Emir almadan nasıl dünya ile uğra­şırsın? Dünya ile kalbini meşgul etmezsen, Allah sana yardımcı olur. Başarı ihsanı sana gelir. Bir şey alacak olursan içinde bereket bulu­nur. İman sahibi, hem dünyası hem de âhireti için çalışır; dünyası ile yalnız sözle olur. İhtiyacı kadar bağlanır ve o kadar alır. Kanaat sahibidir. Bir yolcu ne kadar azık alabilirse, o da o kadar alır. Çok al­maz, çünkü yolculuğa mâni olacağına inanır. Cahilin, bilgi yoksulu adamın bütün derdi dünyadır. Bilgi sahibinin, bütün cehdi öbür âlemdir; sonra Mevlâ! Ama bu, hepsinden üstün. Önünde bulunan bir parça ekmek nasıl yeniyor ve nereden ge­liyor? Nefsin ona nasıl bakıyor? Onu almak için gayret sarf ediyor mu? Vermeyecek olsan seni yıkıyor mu? Bunlara dikka...

12. MECLİS, pazar sabahı Ribât’ta yapıldı. Konuşma tarihi: Hicrî 2 Zilkade 545, Milâdî 1150

  12. MECLİS Bu konuşma pazar sabahı Ribât’ta yapıldı. Konuşma tarihi: Hicrî 2 Zilkade 545, Milâdî 1150. Ey evlat! Hak Teâlâ hem yüce, hem de celallidir. O’nu iyi iste. İyi dilemeyi bilmiyorsun. İraden, O’na karşı sıhhatini yitirmiş. Hakk’ı arayan başka davayı bırakmalı. İki davayı bir arada yürütmek kolay olmaz. “Hakk’ı istiyorum” deyip başkasının peşinden koşan, isteğini iptal etmiş olur. Halk arasında dünyayı isteyen çoğaldı. Bu âlemin ötesini isteyen azdır. Tam ve doğru olarak Hakk’ı talep eden azdan daha azdır. On­ların azlığı pahalı cevherin azlığından da ileridir. Her şey parçalanır ve tahlil edilirse, onların içinden belki bir tane çıkar. Her kabile o zatı kendine mal etmek ister. Onlar yer derinliğinde saklı olan değer­li madene benzerler. Yeryüzünde onlar sultandır. Kulları ve bölgeleri onlar kucaklar. Onların hürmetine bela kullara gelmez. Onların gönlü hoş olsun diye yağmur yağar. Sema onlar için bereket yağdırır. Yer onlar için nebat bitirir. Onlar bir çağlayan gibidir...

11. MECLİS, Allah’ı anlayın, O’nun şanına bilgisizlik yakışmaz, cahil olmayın, Hicrî 19 Şevval 545, Milâdî 1150.

11. MECLİS Bu konuşma cuma sabahı medresede yapıldı. Konuşma tarihi: Hicrî 19 Şevval 545, Milâdî 1150. Ey cemaat! Allah’ı anlayın. O’nun şanına bilgisizlik yakışmaz, cahil olmayın. O’nu bilin ve itaat edin. Muhalefet ne demek? O’nun yoluna baş koyun. Allah’ın bütün hükümlerine razı olun, niza ve çekişme ayıp olur. Allah yaratıcıdır. Kullara rızık verir. Evvel ve sonra O’nun hazinesi dışında yeyip içen yoktur. Zahir, bâtın hep O’dur ve O’nundur. O’nun varlığı kadîmdir. O’ndan evvel varlık başlamadı. Bu kadîm hâli, sonsuzlara kadar uzar. Hükmüne karşı duran yoktur. Dilediğini yapar; kimseye hesap vermek zorunda değildir. “Yarattıkları, toptan ve tek tek, kendi yaptıklarından O’na karşı sorumludurlar.” (el-Enbiyâ, 21/23) O, zengin kılar, dilerse bir pula muhtaç eder. Yararlı olan O’dur. Öldüren, dirilten O’dur. İşleri O takip eder. O’ndan korkulur. O’ndan ümit kesilmez. Hataya düşünce O’ndan korkunuz. Bir şeyler beklerseniz O’nun kapısına koşunuz. Başka kapılardan fayda ummayınız. O’nun k...