VASİL
Suların Kısımları, Bilgilerin Kısımları|
Şunu tâm olarak öğrendikten sonra, bilmelisin ki, su iki kısma ayrılır. Biri, son derece duru ve-arılıkta seyrelmiş, damıtılmış sudur. Bu, yağmur suyudur. Yağmur suyu, yoğun bulutlardan dönüşmüş bir sudur. Damıtma, kendisine ilişmiş olan yoğunluğu ortadan kaldırmıştır.
Bu su, (simgesel olarak) şer'i-ledünni ilim demektir. Çünkü bu ilim riyazet, mücahede ve arınmadan meydana gelmiştir. Sen de onunla (su ve ilim) Rabbine münacat etmek için zatını temizle!
Diğer su ise latiflikte bu dereceye ulaşmamış sudur.
Bu kısım, nehir ve pınarların suyudur. Bu su, doğduğu ve üzerinden aktığı yere göre, (başka şeylerle) karışmış olarak ortaya çıkar ve bu nedenle tadı değişir:
“Bir kısmı tatlı, bir. kısmı acıdır.” Bu kısım tatsız, tuzsuz, acı ve zehirdir.Yağmur suyu tek bir haldedir: Temiz, duru, serin, içimi hoş bir su; Bu, (simgesel olarak) doğru akıl ve fikirlerin bilgileridir. Çünkü düşünceden (fikir) kazanılmış akıl ilimleri başkalaşarak kirlenir, Çünkü onlar, düşünen akıl sahiplerinin mizacına bağlıdır.
Akılcı, ancak duyulur maddeleri, (bunlardan soyutlayarak da hayalde bulunan şeyleri inceler. Kanıtları da benzer şeylere dayanır. Böylelikle akıl sahiplerinin tek bir şey hakkındaki yargıları farklılaştığı gibi bir kişinin farklı zamanlarda tek bir şeydeki hükmü de değişir.
Bu hüküm değişiminin nedeni ise,. mizaçların ve yaratılışta bulunan karışım ve unsurların (zaman içinde) değişmesidir. Böylelikle akılcıların tek bir şey hakkındaki yargıları birbirinden farklı olduğu gibi ayrıntıları dayandırdıkları esaslar hakkındaki yargıları da farklılaşmıştır.
İlahi-ledünni ilmin tek bir tadı vardır. Alınan tatlar değişse bile temizliği değişmez: Temizdir, bir kısmı ise, daha temizdir. Bu ilim, durudur ve ona kir karışmamıştır. Çünkü o, doğal mizaç hükmünden olduğu gibi (doğduğu) kaynakların etkisinden arınmıştır. Bu nedenle peygamberler, veliler ve Allah'tan haber verenler, Allah hakkındaki bilgilerinde hemfikir olmuştur. Artmaz, eksilmez ve değişmez. Onlar birbirini doğrular. Nitekim yağarken göğün suyu da farklılaşmaz.
İtimadın ve kalbindeki temizliğin bu bilgi gibi olsun! Bu bilgi, yağmur suyuna benzeyen şeriat bilgisidir. Böyle davranmazsan, kendine karşı samimi davranmamış olursun. Ayrıca, zatında ve temizliğinde bu suyun kendisinden çıktığı yer gibi olursun.
Bu suyun acısı ve tatlısını ayırt edebilirsen, bilmelisin ki sen duyuları sağlıklı birisin. Bu husus, herhangi birinin dikkat çektiğini görmediğim bir konudur. Çünkü tatlı bir şeyi yediğinde ondaki tatlılığı duyumsayan kişi, aynı şekilde acı-sıbır otu yediğinde de bunu duyumsarsa, sağlıklı bir duyuya sahip değildir. Akıl kanıtı da buna imkân vermez. Böylece dikkatini çekmiş olduk. Sen de meselenin farkına var! İncele!
Bu ikisi, (ön-arka cinsel uzuvlar), avrettir. Başka bir ifadeyle bunlar, insanın kendisine vesvese vermesine yol açan şeylere meyillidir. İnsan, asıl ve ayrıntı konularında dindarlığına zarar veren şeylerle kendisine vesvese verir. Arka, asıl dışkı (eza) yeridir. Zaten bunun için var oldu. Kadın ve erkekteki diğer iki cinsel uzuv ise (kadın ve erkeğin ön uzuvları) ise bu aslın feridir. Onların iyiliğe dönük bir yönü olduğu gibi kötülüğe dönük bir yönü de vardır. İyilik ve kötülük, evlilik ilişkisi ve zinadır.
Bakınız! Az bir suya pislik bulaştığında onu etkiler ve artık o su kullanılmaz. Su da, pisliğin üzerine döküldüğünde onun hükmünü ortadan kaldırır. Tıpkı bunun gibi kuşkular, zayıf imanlı ve düşünceli kalplere geldiğinde, onlara etki eder. Pislik, bir deryaya düştüğünde onda silinip gittiği gibi bilgiyle ve Ruhu'l-kuds ile desteklenmiş güçlü kalplere kuşkular düştüğünde de böyledir. İnsan ve cin şeytanları, ilâhi ilimden nasiplenmiş birine bu kuşkuları getirdiklerinde söz konusu kişi, kuşkuların dış varlığını değiştirir. Bu insan, Allah'ın kendisine ihsan ettiği ilahi rahmetin inayetinden elde ettiği ledünni bilgi iksiriyle, kuşku kurşunlarını altına, değersiz şeyleri gümüşe nasıl çevirebileceğini bilir. Bunun yanı sıra, söz konusu şeylerin hangi yönden doğru olduğunu ve (onlardan etkilenmek bir yana) onlara tesir yapar. İşte, ruhsal istincanın sırrı budur.
Abdest alan kişi, istinca etmeyip taşla temizlik yaparsa (isticmar), bunun, mukallidin temizliği olduğunu bilmelisin. Çünkü cemre (taşlar), çoğuldur (cemaa) ve 'Allah'ın eli cemaatin (topluluk) üzerindedir. “Sürüden ayrılmış kuzuyu kurt kapar. Hadiste geçen kasibe, sürüden uzaklaşmış ve ayrılmış hayvandır, Sürüden ayrılmak, icmaya muhalefet etmek demektir. İsticmar ise, en azı üçten yukarı doğru devam eden tek sayılarla taşları toplamak demektir. Tek olmasının nedeni Allah'ın tek olmasıdır. Öyleyse sürekli olarak müşâhede ettiğin tek olmalıdır. Tek (vitr), intikam talebi demektir. Burada söz konusu olan ise, şeytanın insanın imanına attığı kuşkulardır. Böylece organa yerleşen bu pisliği uzaklaştırmak için taş toplarsın.
Bu nedenle icma (imamların görüş birliği), meşru hükmün delili olmada Kitap veya kesin bilgi ifade eden mütevatir hadis gibi nassın yerini almıştır. Bu temizliği taşla yapmak budur.
“Allah kötü sözün açıktan olmasını sevmez.”
Başka bir âyette ise şöyle buyurur:
“Kovuculuk yapan”*
Başka bir âyette ise şöyle buyurur:
"Onların sözlerinin büyük kısmında hayır yoktur. Bir sadaka veya iyilik emreden veya insanların arasını düzelten kimse müstesna". Bu gibi örnekler sayılabilir.
İnsanın sorumlu organları, sekiz tanedir. Bunların sayısı artmasa da bazı şahıslarda azalabilir, Bunlar göz, kulak, dil, el, mide, cinsel organ, ayak ve kalptir. İnsanda bunlara ilave bir şey yoktur. Fakat insan türünün bazı fertlerinde bunlar eksilebilir. Örnek olarak kör, sağır, dilsiz ve özürlüleri verebiliriz. Böyle bir durumda, hangi organa sahipsen teklif ona yönelir.
İşte ağzının temizliği budur. Sana kapıyı açtım. Sen de abdestinde, guslünde ve teyemmümünde böyle devam et. Bunu senden Hak istemektedir. Biz bu temizlik hakkında et-Tenezzülâtr'-müsuliyye isimli kitabımızda nesir ve şiir tarzında geniş açıklama yapmıştık, oraya bakınız! Böylece seni yola yönlendirmiş olduk.
Bu temizliği sorumlu bütün organlarında eksiksiz olarak uygula! Çünkü sorumlu her uzuv, bütün ibadetlerle sorumludur. Bu ibadeder temizlik, namaz, zekât, oruç, hac, cihat vb. dince belirlenmiş amellerdir. Sen de sorumlu her uzvu kendi hakikatinin gerektirdiği tarzda bu ibadetlere yönlendirirsin.
“Allah verdiğinden başkasıyla kimseyi sorumlu tutmaz.“
Allah her şeye yaratılışını vermiş, sonra yolu göstermiştir. Başka bir ifadeyle verdiği şeyi nasıl kullanacağını açıklamıştır.
Hz. Peygamber, “ayakkabının bir bağcığı koptuğunda, iki ayağı arasında adaleti gerçekleştirmek için diğerini de çıkarir ve tek nalınla yürümezdi.”
Biz bu konuları ve onlara ait nurları, ikramları, menzilleri, sırları, tecellileri eksiksiz bir şekilde Mevakiu'n-nücüm adlı kitabımızda açıkladık. Bildiğimize göre, bizden önce böyle bir kitap yazan yoktur. Ben onu h. 595 senesi Ramazan ayında, el-Meriyye (Almeria) şehrinde onbir günde yazdım. Kitap hocaya gerek bırakmaz, * hatta hoca o kitaba muhtaçtır. Çünkü iki hoca içinde biri üstün, diğeri daha üstündür. Kitap ise, hocanın bulunabileceği en üst makamdadır. O makamın ardında kendisiyle Allah'a ibadet ettiğimiz bu şeriatta bir makam yoktur. Bu kitap kimde bulunursa, Allah'ın başarıya erdirmesiyle, ona itimat etsin, Çünkü bu kitabın faydası büyüktür. Kitabın değerini belirtmemin yegâne nedeni, şudur:
İki kez rüyamda Hakkı bana şöyle derken gördüm:
“Kullarıma nasihat et!”
Bu kitap, sana yapacağım en büyük tavsiyelerden biridir. Başarıya erdiren Allah'tır. Hidayet O'nun eline bağlıdır. Biz herhangi bir güce sahip değiliz.
Yalancı İblis bir keresinde doğru söylemiş! İblis, peygamberle karşılaşmış, Hz. Peygamber de ona şöyle sormuş: “Ne haber”
İblis cevap vermiş:
“Ey Allah'ın Peygamberi! Bilmen gerekir ki Allah seni hidayet için yarattı. Buna rağmen hidayette bir katkın yoktur. Allah beni saptırmak için yarattı. Saptırmada da benim bir etkim yoktur.”
Bu konuda Hz. Peygamber İblis'in sözüne bir şey eklemeyip ayrılıp gitmiş. Ardından melekler İblis ile Hz. peygamber (sav.) arasına perde olmuştur.
Fütuhat-ı Mekkiye
3.cilt sayfa sa:60dan 64 kadar..

0 Yorumlar