15. Ders İYİLİĞİ EMREDİP KÖTÜLÜĞE ENGEL OLMAK



Enes b. Mâlik r.a. rivayet ediyor; Rasülullah s.a.v. buyurdu ki:

“Kim benim üzerime bir defa salavat getirirse; Cenab-ı Hak c.c. salavat getiren kişinin nefesinden beyaz bir bulut yaratır. Allah Teala c.c. sonra buluta rahmet deryasından su almasını, daha sonra da yağmur yağdırması emrini verir. Allah Teala c.c. o buluttan yere düşen her damladan altın, dağlara düşen her bir damlasından gümüş yaratır. O buluttan hangi kafirin kafasına bir damla düşerse Cenab-ı Hak c.c. onu iman nimetiyle rızıklandırır!"(Bu rivayetin aslı bulunamadı.)

Allah Teala c.c. şöyle buyurur:

"Siz, insanlar için ortaya çıkarılmış en hayırlı ümmetsiniz; iyiliği emreder, kötülüğe engel olur ve Allah'a inanırsınız..."(Âl-i İmrân, 110)
Kelbi der ki: Bu ayet-i kerime Ümmet-i Muhammed'in durumunu ve diğer ümmetlerden üstün olduğunu beyân eder. Ayette ayrıca bu ümmetin mutlak manada diğer bütün ümmetlerden üstün olduğuna delil vardır. Diğer ümmetlere karşı olan bu üstünlük ümmetin başı ile sonu arasında müşterektir. Bu ümmetin başının sonuna göre daha hayırlı olması da ayrı bir husustur. Nitekim sahabenin, ümmetin diğer fertlerinden üstün olduğuna dair pek çok hadis-i şerif vardır.

Ayet-i kerimedeki “Siz, insanlar için ortaya çıkarılmış en hayırlı ümmetsiniz..." cümlesi; bu ümmetin, insanların hayrı ve maslahatı için tarih sahnesine çıkarıldığını belirtir. Ayet-i kerimenin devamındaki "..iyiliği emreder, kötülüğe engel olursunuz..." cümlesi ise; birinci

cümleden bağımsız ve ayrı bir cümle olup, onların ne şekilde diğer ümmetlere üstünlük sağladığını ve bu üstünlüklerini devam ettirmenin hangi sıfata bağlı olduğunu açıklar. Eğer ümmet iyiliği emretme ve kötülüğe engel olma vasfını kaybederse, üstünlük vasıfları da ortadan kalkar.

Cenab-ı Hak c.c. Ümmet-i Muhammed'i insanların en hayırlıları kılmıştır. Çünkü onlar iyiliği emreder, kötülüğe engel olurlar. İnsanların İslâm'a girmesi için Allah c.c. yolunda savaşırlar ve başkalarına yararlı olurlar. Nitekim Hazret-i Peygamber s.a.v. şöyle buyurur:

"İnsanların en hayırlısı insanlara faydalı olandır. İnsanların en kötüsü de insanlara zarar verendir!"133

Ayet-i kerimedeki "ve Allah'a inanırsınız...” cümlesinin manası; Allah Teala'nın birliğini (tevhidi) tasdik eder ve bu inanç üzere sebat edersiniz ve Muhammed s.a.v.'in Allah'ın peygamberi olduğunu ikrar edersiniz, demektir. Zira Muhammed s.a.v.'in Allah'ın peygamberi olduğunu tasdik etmeyen kişi Allah'a iman etmiş sayılmaz. Peygambere iman etmeyen kişi, sanki O'nun getirdiği mucizeleri reddederek, onları kendi yanından uydurduğunu iddia etmiş gibidir.

Efendimiz s.a.v. şöyle buyurur:

"Sizden kim bir kötülük görürse onu eliyle düzelisin. Buna gücü yetmezse diliyle düzeltsin. Buna da gücü yetmezse kalbiyle buğz etsin. Bu kadarı imanın en zayıf mertebesidir." 134

Yani, ehl-i iman içinde imanı en zayıf olanların yaptığı iş kalple buğz etmektir.

Bazı alimler der ki: El ile düzeltmek yöneticilerin, dil ile düzellmek alimlerin ve kalp ile buğz etmek halkın görevidir.

Bazı alimler de şöyle der: Kötülük ile karşılaşan kişi kim olursa olsun, bu üç yoldan hangisine gücü yetiyorsa onu yerine getirmekle yükümlüdür. Nitekim Yüce Allah c.c. şöyle buyurur:

"Bir de iyilik ve takva (yasaklardan sakınma) üzerine yardımlaşın; günah ve düşmanlık üzerine yardımlaşmayın! Allah'tan korkun, çünkü Allah'ın cezası çetindir!"135

Ayet-i kerimede emredilen yardımlaşmaya; imkan ölçüsünde iyiliği teşvik etmek, hayırların işlenmesini ve yollarını kolaylaştırmak, kötülüklerin ve düşmanlığın yollarını kapamak gibi hususlar da girer.

Efendimiz diğer bir hadisinde şöyle buyurur:

“Kim bir bidat sahibinin bidatına mani olursa, Allah Teala onun kalbini iman ve güvenle doldurur. Kim bir bidat sahibinin bidatına değer vermeyip onu alçaltırsa, Allah Teala ona en korkulu günde emniyet ihsan eder. Kim de iyiliği emreder, kötülüğe engel olursa; o kişi yeryüzünde Allah Teala'nın halifesi, Kitab'ının halifesi ve Rasül'ünün halifesidir!“136

Huzeyfe r.a.derki:

"Öyle bir zaman gelecek ki, aralarında iyiliği emredip kötülüğe engel olan bir müminin bulunmasından bir merkep leşinin bulunması insanlara daha sevimli gelecek!"

Musa a.s. şöyle der:

— Ya Rabbi! Kardeşini çağırıp ona iyiliği emredip kötülükten men eden bir kişinin alacağı karşılık nedir?

— Onun her kelimesine bir yıllık ibadet sevabı yazarım ve ateşimle ona azap etmekten haya ederim!

Bir hadis-i kudside Cenab-ı Hak c.c. şöyle buyurur:

"Ey Âdemoğlu! Tevbeyi erteleyenlerden, uzun emel peşinde koşanlardan ve ahirete amelsiz eli boş gelenlerden olma! Âbidlerin sözlerini söyleyip münafıkların amellerini işleyenlerden olma! Böyle kişiler; kendilerine verilene kanaat edip yetinmezler, yokluk halinde sabretmezier, salihleri severler fakat onlar gibi olmazlar! Münafıklara buğz ederler fakat onlar gibi olurlar! İyiliği emrederler fakat kendileri yapmazlar, kötülüğü yasaklarlar fakat kendileri kaçınmazlar!"137

Hazret-i Ali k.v. Rasül-i Ekrem s.a.v.'den şöyle rivayet eder:

"Ahir zamanda öyle düşük çeneli, aklı kıt bir takım adamlar gelecek ki; insanların en hayırlısının sözlerini (Rasül-i Ekrem s.a.v.'in hadislerini) söyleyecekler, fakat söyledikleri hançerelerinden aşağıya inmeyecek! Onlar, okun yaydan fırlayıp çıktığı gibi dinden çıkacaklar!" 138

Yine Rasül-i Ekrem s.a.v. buyurur ki:

"Mirâç gecesi bazı insanlar gördüm. ««Bunlar kimdir ey Cebrail?>> diye sordum. Dedi ki:

- Bunlar ümmetinin hatipleridir! İnsanlara iyiliği emreder fakat kendileri yapmazdı! Nitekim Yüce Allah c.c. şöyle: "Sizler Kitab'ı okuduğunuz halde, insanlara iyiliği emredip kendinizi unutuyor musunuz? Aklınızı kullanmıyor musunuz?"139 buyurur." 140

Yani, sizler Allah'ın Kitab'ını okuyorsunuz fakat içindekilerle amel etmiyorsunuz. Onlar sadaka vermeyi emrediyorlar fakat kendileri sadaka vermiyorlardı.

İyiliği emretmek, kötülüğe engel olmak ve kendi nefsinden başlayarak bu esasa uymak her müslümanın üzerine vaciptir. Nitekim Yüce Allah c.c. şöyle buyurur:

"Mümin erkeklerle mümin kadınlar da birbirlerinin velileridir. Onlar iyiliği emreder, kötülükten alıkorlar, namazı dosdoğru kılarlar ve zekatı verirler, Allah ve Rasülüne itaat ederler. İşte Allah onlara rahmet edecektir. Şüphesiz Allah azizdir, hikmet sahibidir." 141

Cenab-ı Hak c.c., burada müminleri «iyiliği emrederler>> diye vasıflandırmaktadır. Öyleyse iyiliği emretme niteliğini terk edenler, Cenab-ı Hakk'ın bu ayette vasıflandırdığı kişilerin dışına çıkmış olur.

Nitekim Allah Teala c.c. iyiliği emretme ve kötülüğe engel olma vazifesini terk eden toplumları kötülemiştir. Bu manada buyurur ki:

"Onlar, işledikleri kötülükten birbirlerini vazgeçirmeye çalışmazlardı. Yaptıkları şey ne kadar da kötüydü!"142

İçlerinde kölülük yapanların kötülüklerine göz yumuyor, onlara engel olmuyorlardı, demektir.

Ebu'd-Derdâ r.a. Rasülullah s.a.v.'den şöyle rivayet eder:
"Ya iyiliği emreder ve kötülüğe engel olursunuz, yahut Allah Teala sizin başınıza zalim bir idareciyi musallat eder. O zalim idareci sizin ne büyüklerinize saygı gösterip değer verir ve ne de küçüklerinize merhamet eder! İçinizdeki hayırlı insanlar dua ederler fakat duaları kabul edilmez! Allah'tan yardım isterler arma kendilerine yardım gelmez! Günahlarının bağışlanmasını dilerler fakat bağışlanmazlar!" 143

Hazret-i Aişe r.a. Rasül-i Ekrem s.a.v.'den şöyle rivayet eder:

“Allah Teala, içinde on sekiz bin kişi bulunan bir şehri helak ederek azap etti! Onların hepsi de peygamberlerin amellerine sahip idi!

— Ey Allah'ın Rasülü! Bu nasıl olur?!...

— Onlar Allah için buğz etmez, iyiliği emretmez ve kötülüğe engel olmazlardı!"144

Ebü Zerri'i-Gıfâri r.a. Ebü Bekir r.a.'den nakleder. Der ki:

— Ey Allah'ın Rasülü! Müşriklerle savaşmanın dışında cihad var mıdır?

— Evet vardır ey Ebü Bekir! Allah'ın yeryüzünde şehidlerden daha üstün bir takım mücahidleri vardır. Onlar hayattadır, rızıklanırlar ve yeryüzünde dolaşırlar. Allah Teala melekle karşı onlarla iftihar eder. Ümmü Seleme (Rasülullah s.a.v.'in hanımı) nasıl Rasülullah için süsleniyorsa cennet de onlar için süslenir!

— Ey Allah'ın Rasülü! Kimdir onlar?

— İyiliği emredip kötülüğe engel olanlar, Allah için sevip Allah için buğz edenler! Nefsimi kudretinde tutan Allah'a yemin olsun ki, bu vasıftaki kişi şehidlerin sahip olduğu köşklerden daha yüksek köşklere sahip olacak. Köşklerinin üç yüz kapısı bulunacak, kapıları yakut ve yeşil zümrütten olacak. Her kapının üzerinde nur bulunacak. Bu kişilerden her biri üç yüz huri ile evlendirilecek. O huriler sadece eşlerinin gözlerinin içine bakacaklar. Hurilerden herhangi birine baktığı zaman «İyiliği emredip kötülüğe engel olduğun filan günü hatırlıyor musun?» diyecek. Diğer birine dönecek olsa

«İyiliği emredip kötülüğe engel olduğun filan yeri hatırlıyor musun?» diyecek."145

Haberde geldiğine göre Cenab-ı Hak c.c. şöyle buyurur:

— Ey Musa! Sıri benim için yaptığın bir amelin var mı?

— Ya Rabbi! Senin için namaz kıldım, oruç tuttum, rızan için sadaka verdim, secde ettim, sana hamd ettim, kitabını okudum ve seni zikrettim!

— Ey Musa! Namaz senin için kılavuz, oruç sana kalkan, sadaka sana gölgeliktir. Yaptığın tesbihler cennette senin için ağaç, benim için kitabımı okuman senin için huri ve saray, beni zikretmen de senin için nurdur! Benim için hangi ameli yaptın?

— Ya Rabbi! Senin rızan için olan bir ameli bana göster, onu işleyeyim!

— Ey Musa! Bir dostu hiç benim için dost edindin mi? Yine bir düşmanı hiç benim için düşman belledin mi?

Musa a.s., Allah dostlarını sırf Allah için sevmenin ve düşmanlarına da sırf O'nun rızası için buğz etmenin en üstün amel olduğunu anladı.

Ebü Ubeyde b. el-Cerrâh r.a. anlatır: "Dedim ki:

— Ey Allah'ın Rasülü! Allah Teala c.c. katında şehidlerin en değerlisi hangisidir?
— Zalim bir valinin (yöneticinin) karşısına dikilip iyiliği emrederek kötülüğe engel olmaya çalışan ve bu sebeple öldürülen kişi! Eğer öldürülmezse ne kadar yaşarsa yaşasın, kalem artık onun için günah yazmaz!"146

Hasan-ı Basri rh.a. Rasül-i Ekrem s.a.v.'den rivayet ediyor:

"Ümmetimin şehidleri içinde en faziletlisi, zalim yöneticinin karşısına çıkarak ona iyiliği emredip kötülüğe engel olmaya çalışan ve bu sebeple öldürülen kişidir. Bu sebeple şehid edilen kişinin derecesi cennette Hamza ile Cafer'in arasındadır.”

Cenab-ı Hak c.c. Yüşâ b. Nün a.s.'a şöyle vahyetti:

— Ey Yüşa! Kavminin içindeki hayırlılardan kırk bini ve şerlilerinden altmış bini helak edeceğim!

— Ya Rabbi! Şu şerlilerin helak edilmesini anladık; fakat iyilerin günahı ne ola ki?

— Çünkü o iyiler, benim rızam için kötülere buğz etmediler, aralarında hiçbir şey yokmuş gibi birlikte yiyip içtiler!

Enes b. Mâlik r.a.'dan rivayet edilir: “Biz Rasülullah s.a.v.'e dedik ki:

— Ey Allah'ın Rasülü! Bütünüyle kendimiz yapmadıkça bir iyiliği emretmeyelim, yine bütünüyle kendimiz terk etmedikçe bir kötülüğe engel olmayalım mı?

— Hayır öyle yapmayın! Kendiniz tamamını işlemeseniz bile iyiliği emredin, tamamından kaçınmasanız bile siz kötülüğe engel olmaya çalışını"148

Seleften biri oğluna şöyle tavsiyede bulunur: "Biriniz iyiliği emretmeye hazırlanınca, kendini sabırlı olmaya hazırlasın! Ve sevabını Allah'tan beklesin! Sevabı Allah'tan bekleyen kişi, maruz kalacağı sıkıntıların acısını hiç duymaz!"

Kaynak
133 '. el-Aclüni, Keşlu'l-Halâ, 1254; el-Ezheri, Tahziru'i-Müslimin, s. 153; es-Suyüti, cl-Câmi'u'sSağir, 2/10. es-Suyüti: “İnsanların en hayırlısı, insanlara en çok faydalı olan kişidir!” lalzıyla rivayet eder.

134 o Müslim, 49; Ebü Dâvü; 1140; Tirmizi, 2173; Nesâi, 5008, İbnu Mâce, 1257; Ahmed b. Hanbel, el-Müsned, 11068.

135 Mâide,2.

136 İbnu Arrâk, Tenzihu'ş-Şeri'a, 1/314; el-Fevâ'idü'-Meccmü'a, 1394; es-Suyüti, el-Le'âli'e'lMasnü'a, 1/250; el-İlelu'l-Mütenâhiye, 2/1023.

137 Bu lafızla bulunamamıştır. Ancak mana ve benzer lafızlarla çok sayıda hadis varid olmuştur.

138 Buhâri, 6930, Müslim, 1066. Buhâri'nin rivayetinde fazlalık varlır.

139 Bakara,44.

140Ahmed b. Hanbel, el-Müsned, 13103; İbnu Ebi'd-Dünyâ, Kitâbu's-Suml, 513; İbnu Hibbân, esSahih, 53; ci-Beyhaki, Şu'abu'l-İmân, 1773;

141Tevbe, 71.

142 Mâide, 79.

143 Tirmizi, 2169. Buradakine yakın bir lafızla rivayet eder.

144 Hâfız lrâki, Tahricu Ahâdisi'l-İhyâ', 2/31. Iraki şöyle der: “Hadisi bu lalızla merlü olarak bulamadım. İbnu Ebi'd-Dünyâ ve Ebu'ş-Şeyh:; şu lafızla rivayet eder: “Allah Teala, Yüşâ b. Nüna şöyle vahyetti: «Senin kavminin hayırlılarından kırk bin ve şerlilerinden altmış bin kişiyi helak edeceğim.» Yüşâ a.s., «Ya Rabbi, şerli olanların durumunu anladım, peki hayırlı olanların helak olma sebebi nedir?» diye sordu. Allah Teala, «Onlar, benim öfkelendiğim şeylere (şerlere ve şerli kişilere) öfke duymadılar; onlarla birlikte olup beraber yiyip içtiler!»» buyurur."
145 Bu lafızla bulunamadı. 
146 el-Bezzâr, el-Müsned, 4/110; el-Münziri, et-Terğib ve't-Terhib, 9/168.
147 el-Hâkim, el-Müsledrek'le yakın bir lalızla rivayel eder.


Yorum Gönder

0 Yorumlar